Sayfalar

8 Mart 2010 Pazartesi

ORTAMLIK KONUŞMA ÜSLUBUMUZ İLE İÇİMİZDE KONUŞAN DÜŞÜNCEMİZİN ÇELİŞEN KARMAŞASINDAMIYIZDIR..?


               yoksa düşündüğümüz gibi de konuşabilirmiyiz..? ya da yapay üslup içinde mi belirleriz konuşma tarzımızı ,ortam değişkenlerine göre.?

               çağdaş toplum kurallarını görsel trip davranışlarında özdeşleştirme çabasında olanlar içlerindeki ilkelliklerini nereler de açığa çıkarırlar..?

                bu bir nevi pot kırmak mıdır..?

                düşündüğü gibi akabilir mi sözcükler dillerinden ..?

                yoksa bir yontulma sonunda mı son şeklini almaktadır.?

                gerçek yansımayan davranışlarda ki sahtelik, anlamına giremediği cümlelerin şekline ters tokat vurma çabasında iken mi gösterir kendini..?

                konuştuğum yada yazdığım ,tarzım ile düşündüklerim bir dir demek ne kadar doğrusal yansı içerisindedir.?

                bu önermenin arkasına saklanmak ne gizlemektir aslında yoksa düşündüğüm gibi konuşamam yada davranamam demek cesaret mi isteyen bir davranış biçimidir..?

               pozitif enerji yoğunluğu içinde görünen davranışları.söylemleri ve yaşama şeklinde olanların düşünceleri de aynı paralellikte olabilir mi .?

               bir istisna mıdır.? yada genelleme içine girebilir mi..?

             sahte düşüncelere verilmeye çalışılan anlamlarla oluşturulan cümlelerin sahte cazibesi olacaktır ..yalancı gülüşler ,yalancı mimikler yapmacık kalırken .kibir ve gururun ağır gölgesi tüm ağırlığıyla çevresinde konuşlanır.

               o tüm çıplaklığını sunduğunu zannettirmeye çalışırken yüreğinin her zaman kirli izi kalır tüm yürüttüğü sahteliklerinde.

               belkide bir karmaşa yoktur sadece çelişen ortamlar arasında geçiş yaparken ki aldığımız görsel davranışların yansımalarına verilen anlamlardır farklılık gösteren.

               konular hakkında yorumlar belirtirken savunduğumuz fikirleri ne kadar da kendimize aitmiş gibi bir görüntü oluştursak da yine bu tutumlar düşüncelerimiz içerisinde, çoklu çelişkili ifadeler ile farklı önermeler içerisinde değişkenlik gösterir .fakat biz bunları her daim içimizde tutarak çizgimizin dışında bir farklılık göstermemesi için olabildiğince saklı tutma çabasında oluruz ve gün gelir ki bu tutumumuz monoton döngüsüne  girdiğinde dahi asla dışa vurmama inatçılığını da sürdürecek bir kısır döngüyü sürdürürüz .çünkü bizi korkutan bir iç baskı vardır kendi kimliğinin dışında bir çizgi çizme korkusunun sabit fikirli devamlılığıdır .ortamlık konuşma üslubumuzu etkileyen bilinçaltımızda yerleşmiş derin etkisi de vardır toplumun farklılaşan davranışlarının.

                toplum davranışlarının bilinçaltımızda çizdiği kriterlerinin derin etkisi ,alacağımız tepkilerin orantısıyla da farklılık gösterdiğinde, kişiliğimizde değişken ortamlara uyan bir çizgide ise zamanın değiştirdiği ortamsal davranışlar içerisinde de davranış yeniliklerine gireceğimiz bir kırılma noktası oluştuğunda, bu kırılma noktası ince hesaplara girmeden direkt bir yansıtma içerisine odaklanacaktır

                 oluşum gösteren her türlü yeniliği olduğu gibi yansıtacağızdır ki yapımız bu formatı destekliyorsa :bir takım göndermeler içinde iken kişilerle konuşulan konuların arasında onlarla yapılan alayların karşısındakinin farkında olmadan sürdürmesi de ve buna katılan kişininde hangi sularda yüzdüğünün bilincinde olmaması ve ona yön veren kişinin de kendi egosuyla çelişen bir davranış bozukluğu reaksiyona girdiğinde düşündüğünü direkt söylemeden ve hissettirmeden davranışını sürdürebilir .kendine cephe aldığı tarafı ile içindeki doğruların analizsiz yönünde gitmekte olacağı için karmaşasını da çözümleyemeyecektir.

                 ortamlık konuşma üslubu diye bir kavramı ne için kabul edemeyiz .?

                  yoksa kendimize ait olmayan bir dil yapısı kullandığımız için olabilir mi .?

               dışsal yansımızın gizli  içimizle zıtsal çakışmaya girdiği zamanlar da olmaktadır ama önemli olan kişilerde uğratabileceği hayal kırıklıkları yoksa içi başka dışı başka bir insanın kendine ihaneti olan iç çatışması kendini tüketir ne kadar da umursamaz görünse de :)

               konuşan kim.! içimizdeki kendimiz mi..?

                 yoksa çevresel yada ailesel etkilerle edinilmiş bir kişiliğin negatif uzaklıkları mı kendi ile yabancılaşan ...?

                kim ki ..?ego olarak kazanılmış dizginsiz tutkular mı..?

               yada ön planda sergilenen gövde gösterilerimi ?

               ne çılgınlaştıran ..? sımsıkı tutamadığımız duygularımız mı ..?


               konuşan kim..? kim bu içindeki yabancı..? kim bu seni bu kadar insan olabilmekten uzakta davranışlara boğan ..?kim..?kim..?

               kişinin özbeni ile görsel kişiliği arasına çektiği perde yada bu çok kalın bir nesnel ise duvar da diyebileceksek bu nesnelliğe . kişi değişime açık olmayan sabit fikirler içerisinde örgülemişse, tüm esneyebileceği noktaları ,elbet ki; hiç bir durum da kendi iç sorgulamasını yapmayacak ve böyle bir düşüncenin olabilirliğini reddedecektir.

              çünkü kişi kendisini soyut kavramlardan olabildiğince ayrıştırmıştır .görsel olarak soyut kavramlardan dem vursa da bu kavramların anlamlarını iç çatışmasına sokmamaktadır aslında .ve tutarsız davranışlar içerisine sokmaktadır zihnini ve kısmende olsa bu tutarsızlıkları az bir oranda yansıtmaktadır .

              görsel davranışlarında popülaritenin en son noktasında ki oluşumları her zaman konuşma zemini olarak sunacaktır ve bu girişimde katılımın olacağı yada olmayacağı zamanlarda olacaktır.

             katılım olduğu zamanlarda kişinin psikolojisi tavan yapacaktır ve kabuğuna sığmayan hareketler içerisinde sevinç tepkileri ile şımaracaktır.

            katılımın olmadığı zamanlarda ise kendince geliştirdiği davranış anormalliği içerisinde tarz olarak oturttuğu çakma nick lerle saldırı yaparak bir iç rahatlama yoluna gidecektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder