Sayfalar

1 Mart 2010 Pazartesi

ETKEN VE EDİLGEN GÜNCELİMDEN SARKAN PRAGMATİK İZLEKLERİMİN KIRILGAN HALLERİ



hayat deli fişek hallerini yoğun yortulara işlemeye durduğu, rutin devinimine başlar iken ,durgun ve dingin arılığından ışıldayan güzelliklerin görsel şaşaasının gizli çekinceleri sır gibiydi ...

ve çözücüsü ise bir bilinmezlikte anlık tesadüfünden uzak bilinci ile öngördüğü şartlanmaların karşı durulmaz kabullenmesi ile basitleştirdiği kaos kaçığı fikir düzleminde , tüm olguları ve nesnelleri metafizik görecesinden uzak hikaye şekillemelerinde ölçüp, tartıyordu ...

ve çekincelerin öngördüğü tartışmasız ,yorumsuz olguların olduğu şekli ile kanıksama ve buna benzer söylemlerin afaroz edilme çıkarımından gelen derin endişelerle süklüm püklüm bir yaşantı ....

yada tüm düşünsellikler dondurulmuş ve yorumsuz köşesine bastırılmış ,hissedildiğinde ulaşılmayan uzaklık...

yada kabullü , kabulsüz yaptırımı işlevsel zorunluluk işlenmiş bilincin tümden uzaklaşan, minik ayrıntılara kilitlenmiş odak noktasında gündem güncellerinin sönük kıvılcımları ve ateşlenmeye çalışıldıkça parıldamaz matlıklar.........

yırtık ,sökük parça parça da olsa dökülenler bir düzen içnde sıralanmamış .savruk ve dağınıklığı ile bir safda duramamış.gel gitlerini hiçe sayarken düzlemini kendi oluşturduğu bir durdurulmazlıkta sınırsızca savruklaşmanın zevkini, bazı doyası, bazı umursamazca bazı da gerçeklikleri metafizikle örtüşen çözümsüz denklemini çözümlemesizce ama kabullenmesiz özgür fikirlerin paradoksunda nefes almak da şenlendirici idi...

izleklerimin son sürat görselleri belirginleştiğinde deli fırtına yağmurlarla ıslanırken ,tüm düşüncelerin odaklandığı sırılsıklamlık ,kuru bir havaya ulaşmak için fikirleri çoğaltır fakat o anda da şiddeti artan yağmurun yarı ışık yolları bulandırırken , ıslak asfaltın göz kamaştıran yansımaları akşamı da soğuk serinliğine gömdüğü donduruculuğunu iliklerime kadar hissettirir....

yine düşünceler bir karmaşaya tutulmuş, etkileyen çevreselliklerin çoklu iğne uçları delip geri çıkmaktadır durgun zihinimde....

soğuduğunda akşamlar, karanlığın ısıtan yüzü kış ortası demeden içinde başlatabileceği yangınların dumansız alevleri renksiz ve kokusuz bir şekilde yakıp kavurabilirdi;kemik donduran karanlığın konuşkan sıcaklıkları bile iç söylemcisyle başabaşa da bir çene çaldırabilirdiki içinde doğan güneşin ışıkları ile de ilintili olabilirdi.....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder