Sayfalar

3 Mart 2010 Çarşamba

KARMAŞALAŞAN TOPLUMSAL DEĞİŞİMİN FARKLILAŞAN SÜRECİNDE İNSAN OLABİLMEK ADINA TETKİKLER


           insan olabilmek anlamında kendisinde olgun bir kişilik yapılanmasını oturtmuş bireylerde hayata bakış açıları her daim pozitif duygular barındırır .

            bu pozitif duygularla , bireysel ya da toplumsal iletişimlerde , kişilere yaklaşımlarında etken rolü olan dostça eğilimleri ile karşılar ve her etkileşimi algılamasında da bu dostça eğilimlerden kesinlikle taviz vermez.

             normal şartların dışında dahi olacağı ortamlarda bile kesinlikle düşünce yapısını bozabilecek şüphe yada düşmanca duyguların etki yapabileceği nedenleri duru zihni ile görür ve yaklaştırmaz .
            
             alt kültür ve üst kültür diye ayrışan toplumun küreselleşmesinde ki değişkenliğinin sabit olmayan sürecinde seçicilik yapmaz .her bireyi evrensel düşünce bazında görür, kişi yaklaşımlarında kimlik ayrıştırması yapmaz .insan insandır der ve kendisini bireysel ve toplumsal alanda farklılık geliştirememesine dönüşebilecek düşüncelere ya da davranışlara kesinlikle girmez.

              çevresel döngünün kısır verimsizliğine karşı nesnel yada olgusal anlamda üretken olma ve bu ürettiklerini başkaları ile paylaşma ve bu paylaşımdan insanların olumlu etkileşimlere girmesini sağlamaya çalışması ile hayata karşı duruşu olarak farkındalığını ortaya koyar .

                 popülarite , moda ,vb... görsel oluşumlara hiç bir ilgi duymaz .bu olumsuz bir yanmışcasına durum oluşturduğu yanılsamalarından uzak tutarak kendisini ,özünden kopmuş kültürel değerlerin bir değişkenleşme sürecinin geçmiş tarihinde de aynı toplumsal etkileşimlerin , bireyler üzerindeki aynı davranışlar içeren yanını şekil olarak değişkenleşme farklılığı olduğunu ince ve keskin zekası ile bilir.

                  toplumun değişkenleşen yapısına etken olabilecek nedenleri ,farkında olmadan ürettiğimiz ,anlam katışmalarımız ve tipiksel davranışlarla etmenleştirdiğimiz katkılarımızın sebeplerini algılamaya dönük bilincin kapalı kapılarında beklettiğimiz zebanilerimizin dış dönükleşen başkalaşmalara verdirmediği anlamların üretkeni olduğumuz başlangıcında yerinde sayma adımları dışa doğru eğrildiği yansıtmaları ile bir iç yanılsatma yaşatırlar .
                ve dolu dizgin gittiğimizi zanneder iken algıların kapalı kapısında durağan olduğumuzu hiç bir zaman algılamayacağız gibi.

               inaçsızlık mı yada eğitimsizlik mi bireysel bozuklukların etkenidir diye bir sorgulama içerisine girmek ; yanılgıların yönlendirdiği bir tespit de olabilir.

              çevresel yada toplumsal dışlamalar ne kadar da ağır  baskı yapsa değişmeyecek direncini ortaya koyacak tavırlar bir iç güzelliğidir , taviz vermeyecek kişiliğin karşı duruşu olarak ortaya koyduğu tepki...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder