Sayfalar

29 Nisan 2010 Perşembe

SOSYAL PAYLAŞIM AĞLARINDA ENGELLENME PSİKOLOJİSİNİN İÇ BASKISAL ENDİŞELERİNİN TEPKİSİNE TEPEDEN DALMA İRDELEMSİSİ

             bu sendromlaşma türevine benzeşen durumun blogsal içeriği taşıyabilme gerçekliği, pozitivist bakış açısı kriterlerine eş değer tutulabilir mi.? yada tutulamaz mı yergisi nötr oranda sıfır göreceli bakış açısında zaten pasiftir diyen alt bilincime danışmadan dayatmasını kınayabilirim de.
           
            Şimdi bu engelleme eyleminde eylem sahabı ” zat” ın tekno ilkel mantalitesinin popüler olma endişesi yaptırımı dürtüsü ile narsist eğilimli özsevici yanının, sindirim sistemi ekipmanlarında dolaştırdığı dışkısal maddenin diğer insan evlatlarındakinden daha kutsal vasıflar taşıdığını düşündürmesinde rol alan boktan etkenlerin kişisel gelişiminin eziklik psikolojisi çerçevesi ile kapsadığının açmazlarını dökmenin, onun düşmanca eğilimlerle gelişen algısal örüntüsünün karmaşık dolantılarını açamayacağının sabit fikirli değişmez psikozu gün gibi ortada iken eleştirmenin yada bu durumun etkisi ile ilkel hissi tepkiler vermenin görsel rezaletini duyumsayamamanın hissizliğini de kınayabilirim .
           
           Yoksa ben bu kadar duygusuz ve tepkisiz olma eğilimlerini mi kazandım tüm zaman boyunca..?
        
            onca katılım ve dialogların hiç mi hissel etkileşimi olmadı iz bırakacak şekilde de olsa.?
  
            yoksa bende mi öz sevici oldum fikrini sızdıran bir ışıkmı var .?

            bu ben olamam ki !

            bana ne ki !
         
            tekno primitif bireyin internet özgürlüğündeki google bilgeliğini tanrısal özellik diye millete yutturma çakma aristokratlığından .!!

            Bana ne bireylerin kişisel profil ve kendini ifade ettiği söylem sunumlarında bi karı düşürebilirmiyim endişesi koşturmacasın da, diğerlerini aşağılarken kendine aristokrat görseli sunumlarına eklediği müziğimle bilgeleşirken yücelmişim göndermesinden .!

             Bana ne hem ekşi sözlük kopyalama terimler ile kendini donatan google bilgesinin engelleme triplerinden ..!! “yoksa yanlış mı yapıyoruk.”

             Sen karışma üst bilincim sende azcık öfkelen artık hırs büyüt gözlerinde kutsal gurur yap yap ki sövüp sayabileceğin hakaretler büyüt kursağında.” ki yine yok bi kımıltı “

              bin kişiden üç kişinin engellemesi, hiç bir şey olmamalı. bin kişi ile anlaşabiliyorsan üç kişi arızalıdır deyip durma üst bilincim. üç kişide beş kişide adam yerine konmalı ve savaş açılmalı elden geldiğince verip veriştirilmeli.

             Yok mu bi kımıltı kusura kalmayın arıza olabileceğinize kanaat getiren üst bilincimin umursamazlığı bir gün sizleri de adam yerine koyarsa o zaman var olabilirsiniz şimdi zaten yoksunuz ki .!

                                          “ hiç kimsesiniz… !!”

18 Nisan 2010 Pazar

EŞGÜDÜMLÜ DUYULARIN ÇEMKİREN İNADINI ÖTELEYEN DUYGULARIMIN PÖRTLEYEN NEWROZUNUN KILGISAL SANRISI


               aşkın kararsız depreşken durumsalında askıya alınmış hislerin ota konma ürpertisini çoğaltan iç baskıları kararsızlıkları ile yüzleşmekten kaçarken inadına büyüttüğü özlemlerini sanrıları ile devingenleştirirdi.

               Daha doğrusu neye ya da kime ya da hangi vasıfsal nitelikleri ile başkalaşmış rutin aşk düzleminden sıçrama yapmış, havaya toprağa dört elemente aşık insan evladını mı arzuluyordu
            
              Öz ben'inden habersiz kim di ki bu .? gerçek aşkını bulduğunu düşündüğünde düşmanı ile kavuştuğunu bildiren gerçekliğini ortaya döken yanı neydi bu duygularıyla güdülerinin anlaşamadığı duyguları.? yok mu idi hiç ortak yanı .? tatmini imkansız güdülerin savruk düzensizliğini kontrol eden işbilir yaptırımı ne işler açacak daha başına.
             
             Elinde ki ile yetinmek, yetinirken de ciroyu artırmak yolunda yaşanılan her aşkın riski mi cazip yoksa iç arzuların açlığının doymak bilmez sızısı mı var yeni aşklar ile bastırılmaya çalışılan .

             Kim içinde ki konuşan .?duyguların değil mi yapma etme derken mantıksal nedenleri höyküren !

             ne zamana kadar sürer bu duyularının kılgısal aktarımı ne kadar daha özbenin kudursal dürtüleri ile başkalaşan yanını kamufle edeceksin. Yığınlar içinde iken yalnız kalan sen değilmisin ,sen değimlisin .? her aşkının bitiminde tekilleşen.

            Bilinç altımın zorladığı şartlanma empozesi ; götürdüğün sonuçlarda suni etkileşimlerin yapaysal ürünümü sün .?yoksa alt gerçekliğin de kılgısal payandalarını haraplamış güdülerin gerçekçi motivasyonu musun .?

            Nedir bu yalan konuşan yalnızlığın,çekince çoğalttığı ürkek atılımlarının çabalarında çoğalttığı riskleri refleks diye yutturamamasının inleyen adamın iç sızıltısını bastıran sebeplerimi nesin! .

            Bazen bir adam koşar içimde koşarda nerelere yetişir? düşlerin sınırlarını kırarda gider ucsuza. Ya sen neresindesin bu düşlerin yapay gönlüm?.çevresel görseller popülaritesı gündemleri aşığımısın.

            Nedir bu patlayan tutkusunda Sakladığın güdünün dürtüsel histeriği ?aç doymaz civcivlerin bağırtısı.! bastırılır da sürüklenip giden bitmezliklerin bıktırmaz döngüsü de daha ne kadar sarmalanırken karmaşıklıkların yiyip bitirecek seni.?

7 Nisan 2010 Çarşamba

EŞEĞİN DOĞAYA SALDIĞI GAZ IN DOLANIMINI HIZLANDIRACAK TÜRBÜLANS GÜCÜNÜN KELEBEK ETKİSİNDEN ÇIKARIMI


                  Eşeğin doğada bulunan bir bölgedeki türevi aynı olan otlarla beslenmesi sonucu organizmanın aynı besinleri almasından dolayı vücutta oluşmuş rutin bir çalışma olmaktadır. bu rutin çalışma eşit tüketim ve eşit gaz üretimini de beraberinde getirmektedir. ne bir eksik ne bir fazladır, iki günü bir birine eşittir .

               Eşek doğaya saldığı gaz partikülcüklerinin minik ve gözle görünmez etkileri olduğuna inanır, bu metabolizmasal etkileşime kutsal anlamlar yüklemektedir ulan demektedir bir kelebek kanat çırparak kasırga oluşturuyorsa dünyanın bir ucunda kesin benim çıkardığım gaz bulutcukları yeni bir gezegenin oluşumunda malzeme olabilir buna etki olarak bir içli içli anırsam ses dalgalarımla gezegen oluşumunu tetikleyecek ilk titreşimi yapmış olabilirim. zaten her şey ilk etkileşimin kıvılcımlarında gerisi kendiliğinden olacaktır diye düşünürken bu gazın çevresel dolanımı ile etkileşeceği durumu asil bir görev sayarken bu duruma tanrısal hikmetler yüklemektedir bazı da yoksa tanrı benimde fark mı edemiyorum diyerek hayıflanmaktadır.

               Ve eşek doğadaki tükettiği bölgeyi değiştirip farklı bölgelerde ot tüketmek için yüksek rakımı olan bir bölgeye intikal eder burada da hızlı bir tüketim sürecine girer . bu sürecin etkilerinin daha da güçlendirme ereği ile her zamanki rutin çalışmasına azcık hız katar derken otların arasında bugüne kadar görmediği bir ot çeşidi ile karşılaşır bu otun ne olduğu hakkında hiçbir fikri çıkarsayamaz. şu ana kadar gördüğü otlardan çok farklı bir görsel yapısı vardır. bu otu tüketmesi ile metabolizmanın rutin işlevini bozup bozmayacağında kararsız kalır çünkü “ Partikül giriş noktasının yüksekliğinin annulus hidrolik yarıçapına oranı hava giriş hızının partikül giriş hızına oranı, Vh/Upo, akışın Reynolds sayısı, Re ve partikül kütlesel debisinin akışkanın kütlesel debisine oranı (yükleme oranı), m, boyutsuz parametrelerinin değişimlerinin akışa etkileri  /Hp/L, partikül çapının annulus hidrolik yarıçapına oranı, dp/L, akışkan yoğunluğunun partikül yoğunluğuna oranı”nı düşünmüştür ve metabolizma farklı bir malzemeyi tüketmesi sonucu doğaya salacağı gazın bileşenlerinde de farklı maddeler eklenmesi sonucu gazın da moleküler yapısında oluşacak değişimin doğada paradoksal etki bırakabilitesini düşünürek doğanın yok olması tehlikesine birincil etmen olma ihtimalini reddeder.

              bu farklı otu ısırır ama çiğnemez sonra onu kimsenin görmeyeceği bir taşın altına saklamaya karar verir ve bir taşın altına koyar ve onuna önünden bir yere gitmez oracıkta beklemeye başlar .onu kimseye vermez ama bahseder sürekli olarak .
Sürekli olarak yaptığı işin ne kadar kutsal bir görev olduğunu anlatırken yabancıl ota da alaycı bakışlar ve sözlü ifadeler fırlatır.

              Bu noktada eşeğin saldığı gazın çevresel dolanımı vücuttan ittirilme gücü ile aynı oranda mı ivme etkisi gösterecektir yoksa eşekte gazı gibi sürec içerisinde mi yok olup gidecektir.?

              Eşeğin doğaya saldığı gazın özkütlesine hafifletme etkisi minimal değerlerle ölçülebilir mi.

             Eşeğin bölgesel değişim intikali sırasında harcanan güç ve enerjinin gaz salınımında performans düşüklüğüne etkisi ne derece azaltılabilecektir.?