Sayfalar

14 Mart 2010 Pazar

ARDIŞIK TANIMLAMALARIN ZİNCİRLEME SİRKÜLASYONUNDA YIRTIK DONDAN ÇIKMA SENDROMUNU İRDELEME ENGİZİSYONU


                  anlamların ,kavramlarla sarmallaşmasının reaksiyonundan açığa çıkan, felsefik yapıya dönüşen ,normal normlarının dışında devingenleştiği yansımaları olduğu sanılan cümle kalıplarını ,alt kültürel sabit değerlerde analiz etmeye girişiminin geri tepkimesi sonucu ;bir üst kültür eleştirel değerlendirmesine alınmış yansıtması aslında, bir üst kültür ve alt kültür içerisinde değişkenleşen sürecin farklılaşma karmaşasımıdır ...?

                 aslında türeyen bu davranış çeşitliliklerinin ,nedenselliklerine inmeden görsel yansımasını yırtık dondan çıkabilme yada yırtık dondan çıkma şeklinde deyimselleşmiş tanımlama ile ifade etmeye çalışmanın kolaylığı ile ; üst kültür varsayımına duyulan özlemde ki içsel çekimin .sabit değerlerde çakılı kalmış bireylerin nazarında bu şekli ile algılanmasına etken olan ,çağdaşlaşma sürecindeki küreselleşmeye zorlayan baskısına karşı durul biçimini ortaya koyma aptalsallıkları mıdır .?

                 verimsiz getirisi olan bu davranışlarda , doğduğumuzdan bu yana örgülediğimiz kişilik potansiyelimizi oluşturan merkezden uzak davranışlarımıza gerçek anlamda bir dur çekip ;her hangi bir zamanda yeniden doğmayı seçip kendi özseverliğinden çıkan düşmanca eğilimlerle bezenmiş meydan okuyuşuna karşı çıkmayı içinde bir zorunluluk olarak hissedebilir mi .?

                  nefret ,korku,acı,savaş ve umutsuzlukların örgülediği fikir yapısının davranışlarda etmen olma nedenlerinin,yanlış anlaşılma olumsuzluğuna götürecek etkenler olarak düşünebilir miyiz ..?
genel anlam da mesajlar içeren cümle örgülerinin ,yeni biçimlerine karşı geliştirdiğimiz ön yargılarımızı bir noktada durdurup ;geleneksel yapımızın çağdaşlaşma sürecine giren toplum içerisinde yerimizi alma adımında bir öz anlama ve içine sindirme gereğini hissetme dürtüsünü bilinçaltımıza yerleştirememe mantığından kurtulabilme olasılığı imkansız mıdır..?

                   kendi içselliği ile barışık olmayan bireyin kendi varoluş sorumluluğuna geçerli sayılabilecek doğrusallıklarla iç içe uyuşan var olma nedenini anlayabilmesine engel olan özseverliğinin düşmanca eğilimlerle algıladığı ön yargılarından sıyrılıp ta ;kendisinde olumlu davranışlara doğru gelişim gösterebileceği değişime ; ne oranda engel olmuştur ,hayvansal dürtüler barındıran bu davranışlarına ...?

                  düşmanca eğilimlerinin gittikçe sıklaştığı dönemde kişi ;bir buhran geçirme süreci başlatır ve bu süreç suni dir .bu olumsuz davranışlarını kendisine ait değilmiş yansıtmasına girebilmek için uydurduğu sudan bahanelerdir ,sessiz sakin ortamlardan duyduğu bir nefret barındırır içerisinde . bu nefretin olumlu iletişimler kurabilen bireylere doğru çevirmesinin asıl nedeni ;kendi içinde düşmanlaştırdığı duygularının kendi iyi yanlarını ortaya koymasına engel olması şeklinde de söyleyebiliriz .

                algılamaların birikimlerle bileşkenleşen yanları vardır .birikimler belli bir noktaya geldiğinde kişi yeterli olgunluğa ulaştığını düşündüğü anda .olgunluk süreci gerilemeye başlamıştır .olgunluk belli bir noktada durma gidişi değildir .devamlı bir sürekliliği olan, durağan olmayan, değişen toplum içinde hatta küreselleşen dünya içerisinde ona paralellik gösterebilmeyi de kapsar .kişi bir nokta da durupta çevresini algılamaya çalışırken kendisini geçip gitmişlerin davranışlarında ve fikirlerinde bir yabancılaşma görür .bu yabancılaşma kişinin kendi özbenliği ile dir aslında. durağan olmayı seçmiş ,belli kriterleri düşünce yapısı olarak benimsemiş ve bu kabul ettikleri hakkında hiç bir gelişim göstermemiştir .fikirler yada ideolojiler bile değişim sürecinde iken bu çakılı kalmak niye ki ...?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder